Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  25 Haziran 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Sağlam bilginin en güzel örneği, öğretme gücüdür.
Aristo
Tarihte Bugün
Takvimler 25 haziran tarihini gösterdiği zaman...

1991 yılında,
Slovenya ve Hırvatistan bağımsızlıklarını ilan etti.
1950 yılında,
Kore Savaşı başladı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Cumartesi 


Bi koşu yardım edecekler!

Bi koşu yardım edecekler!
FOTOĞRAF: SERKAN TAYCAN
Koşuyu sevince ayak yordamıyla birbirlerini bulmuş, adlarını '8:30 K' koymuşlar. Şimdi de boşa değil, ihtiyacı olanlara yardıma koşmak için 'Adım Adım' ilerliyorlar

23/06/2007 (14 defa okundu)

YONCA CİNGÖZ (Arşivi)

Sabah sabah tek başına sıkılmaktan, beş dakikada dalağı şişip olduğu yerde kalmaktan korkan birçoğu, 'Ben hayatta koşamam!' cümlesiyle hayatının sonuna kadar yetinecek gibi görünüyor. Böyle düşünenlerin, girişimcilikleriyle tüm bahaneleri ortadan kaldırmaya niyetli bir grupla tanışmasında fayda var: 8:30 K. Çok farklı yaş ve mesleklerden insanlardan oluşan bu grup, her cumartesi 8:30'da İstanbul Levent'teki Kurdoğlu Pastanesi'nin önünde buluştukları için kendilerine bu ismi takmış. Hafta içi sahilde tek veya birkaç kişi antrenman yapan elemanlar, hafta sonları hem spor, hem sohbet için Levent'te toplanıp hep birlikte Belgrad Ormanı'na yollanıyor. Koşu arkadaşlığı dostluğa dönüşmüş, bitmek bilmeyen kilometreler masum dedikoduların da aralara sıkıştığı koyu sohbetlerle su gibi akıp gider olmuş. Koşu artık hepsinin vazgeçilmezi.
8:30 K'dan Itır Erhart ve Şebnem Kürşat, koşuyu hayatlarına yetişkinlik döneminde sokanlardan. Bilgi Üniversitesi Medya İletişim Sistemleri Bölümü öğretim üyesi 31 yaşındaki Erhart, 'adamakıllı' koşmaya, Chicago'da doktorasını sürdürürken gördüğü bir ilanla başlamış: 'Lösemi hastaları için maraton koşmayı düşünür müsünüz?' O güne kadar bir-iki kilometreyi zor bitirirken, yardım fikrinin heyecanıyla kendini vakfın koşu takımında bulmuş. Dört ay hazırlıktan sonra ilk maratonunu altı saatte bitirmiş ve devamı gelmiş, Roma Maratonu'nda da aynı amaçla koşmuş. İki sene önce İstanbul'u özleyip döndüğünde de koşuyu bırakmamış, bu kez bir radyo programında dinlediği 8:30 K'ya katılmış.
2000'den beri 8:30 K'nın elemanı olan 34 yaşındaki mimar Kürşat da gruptan bir iş arkadaşının ısrarı sonucu tanışmış koşuyla. Bugüne kadar o da Türkiye, Viyana ve Amsterdam'da yarı maratonlara katılıp başarıyla tamamlamış.
Erhart ve Kürşat şimdi, yine grup arkadaşlarıyla birlikte katılacakları, dünyanın en önemli beş maratonundan biri olan Berlin'e hazırlanıyor. Kürşat ilk tam maratonuna gidecek olmanın heyecanında, Erhart da antrenmanlarını minik yol arkadaşı, 11 aylık bebeği Isabel Lale'yle paylaşıyor. Hamileliğinin ilk ayında koşmuş, son güne kadar da yürümüş. Doğumdan bir ay sonra, bu kez minik Isabel'in pusetini önüne alıp yeniden başlamış orman turlarına. Pusetle orta hızda koşabilen Erhart, yavaş kaldığında zaten Isabel'den hızlanması gerektiğine dair ihtar geliyormuş hemen.

'Adım Adım Oluşumu' nasıl oluştu?
Konu 8:30 K'daki çocuk nüfusuna gelince, Kürşat da kısa tarihlerinin matrak anekdotlarından birini anlatıyor: "Burada bebeklerimizden Doğa büyüdü, altı yaşında şimdi. Babası onu sürekli buraya getiriyor bebekken, o da çantada babasıyla birlikte yürüyor. Sonunda bir gün, hâlâ çantadayken birden konuşmaya başlıyor ve aynen şöyle diyor: Baba, baba! Beni yere indir, koşmak istiyorum!"
8:30 K'nın isteği de Türkiye'de koşu sporunu işte böyle nesilden nesile aktarılan bir kültür haline getirmek. Erhart'ın Amerika'daki tecrübelerini paylaşmasıyla perspektifleri genişlemiş. Coşkularını bir projeye aktarmak için kolları sıvayıp ilk iş kendilerine güzel bir isim bulmuşlar: Adım Adım Oluşumu. "Dünyada yaygın olan sporla yardımı birleştirme etkinliklerinin bir örneğini Türkiye'de gerçekleştirmek istiyoruz" diyorlar, "İnsanlara diyeceğiz ki, profesyonel gönüllü antrenörlerimizle biz koşmayı öğretip sizi maratona hazırlayalım; siz de bunun karşılığında bize şu derneğin şu projesi için para toplayın." Gönüllüler, 'Şu amaç için maratona hazırlanıyorum, destekler misiniz?' diyerek yardım istiyor ve bu yakın çevreden başlayıp genişliyor. Ortak çalışılan derneğin web sitesinde koşuculara özel sayfalar açılıyor, para ve kondisyon durumu oradan izlenebiliyor. Para doğrudan derneğe ulaşmalı; dernek parayı tamamıyla ihtiyaç sahiplerine aktaracak şeffaf bir yapıda olmalı. Dernekler ve sponsor olabilecek firmalarla görüşmelerini bu hassasiyetlerle sürdürüyorlar.
2008 için, belirleyecekleri 50 koşucuyu çalıştırarak hep birlikte Türkiye'nin büyük maratonlarından (Trabzon, Antalya, Tarsus) birine katılmayı hedef seçmişler. Şu an her aşamada desteğe ihtiyaç duyan oluşuma, info@adimadim.org e-posta adresinden ulaşılabiliyor.
Maraton her yaşta ve durumda dahil olabileceğiniz ve sizi rekortmenlerle aynı platformda buluşturan bir şans. "Özellikle yurtdışında maratonlara inanılmaz bir ilgi var" diyor Kürşat, "Bir şehirde maraton varsa, Avrupa'nın her ülkesinden insan geliyor. Bir görüntüden çok etkilenmiştim: Rahibeler 'Tanrı'ya inanırsan daha iyi koşarsın' diye pankart açmışlar. Parkurda rekortmenler önde, siz arkada yürürken müthiş bir alkış kopuyor ve kendinizi gerçek bir sporcu gibi hissediyorsunuz. O yolu bitirebilmek insana müthiş bir özgüven veriyor." Erhart da ekliyor: "İlk maratonuma hazırlanırken doktora yapıyordum. Bittiğinde, 'Maraton bitti ya, doktora haydi haydi biter' demiştim. Öyle bir başarmışlık hissi o."

Yarattığınız mahkûmiyete son verin
Herkes maratoncu olmak istemeyebilir ama koşmak başlı başına büyük özgürlük. Erhart ve Kürşat bunu bildikleri için İstanbul trafiğinde herkesten daha büyük bir mahkûm hissi yaşıyor. "Evden çıkıp Taksim'e koşarak gidebileceğimi biliyorum artık, çünkü daha önce yaptım" diyor Kürşat, "İnsan evriminin önceki basamaklarına şahit oluyor insan böylece, at arabası ne lüks şeymiş anlıyor." Erhart, "Arabayla bir saatte gittiğim yola hep hayıflanıyorum, koşsam 40 dakikada varırdım buraya diye" diye ekliyor. Herkes için mesajları aynı: "Herkes çıksın arabalarından, yürüsün, koşsun, bisiklete binsin. Her şey beyinde, herkes bunu başarabilir. Matriks'i bozun yani, kendi yarattığınız mahkûmiyete bir son verin!"

Harekete hazır olana koşu programı çok!
8:30 K'yla benzer bir amacı paylaşan, 'koşuya özendirici' bir başka faaliyet de Nike tarafından gerçekleştiriliyor: Pazar Koşuları. Geçen yıl eylül- kasım döneminde İstanbul'da başlayan koşular, yaz döneminde Ankara ve İzmir'i de kapsamına alarak genişledi. Seviye ve yaşa göre gruplandırılan koşuculardan isteyenler, 08.00-11.00 saatlerinde Nike standında toplanıp kayıt oluyor ve birer koşu günlüğü alıyor. Bu günlüklere koştukları saat, kilometre ve nabız gibi bilgiler giriliyor. Bir süre sonra, günlük bilgilerine göre kişinin seviyesi tespit edilip ona özel koşu programı hazırlanıyor. Spor akademisi öğrenci ve mezunlarının danışmanlığında sürdürülen koşular, İstanbul'da Caddebostan Fenerbahçe Sahil Yolu, Bebek-Kuruçeşme Sahil Yolu ve Belgrad Ormanı'nda, Ankara'da Anıttepe Koşu Parkuru'nda, İzmir'de de Güzelyalı Vapur İskelesi ve Karşıyaka'da Mavişehir-Bostanlı sahil yolunda heveslileri bekliyor.

Okuyucu yorumları
Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

(Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)

 'Cumartesi' ekimizdeki diğer haberler
» Türk popu darda Darbe mi yolda? - MURAT MERİÇ
» Pop dengbejler çağında sanat - PINAR ÖĞÜNÇ
» Art Basel'de satışlar patladı! - KEZBAN ARCA BATIBEKİ
» Uzun dizilerin kısa filmci taze yıldızı - MELİKE KARAKARTAL
» Kısacılar Fransız Sokağı'nda - SEVİN OKYAY
» 'Kafadan pozitif olman lazım' - PINAR ÖĞÜNÇ
» Assos'u, camı ve sanatı sevenlere...
» Sınıflar arasındaki gizli kurallar
» Kaos tiyatrosu - BÜLENT TEZGÖR
» Mİllİ Tarİh
» Benden mi bahsediyor? - AYÇA ŞEN
» 'Dünya müziği en ırkçı tür' - PINAR ÖĞÜNÇ
» 'Haydar Dümen yerine kondum!' - MELİKE KARAKARTAL
» Küresel ısınma ve astrofizik dünyamız! - KAAN SEZYUM

Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla


Sanal Alem'den...

ÖZLÜ SÖZ #455
"Hiç öyle imajla uğraşmak gibi bir derdim yok. Tam tersine hep aynı kalmayı severim.
... Michael Jackson'ın kaç kere bıyık bıraktığını gördünüz. Ebediyete kadar aynıdır. Madonna hep aynıdır."
Özcan Deniz'in, estetikler sonucu artık bir 'şey'e dönüşen Michael Jackson'ın hep aynı kaldığını iddia etmesini 'talihsiz' bir açıklama kabul ediyoruz. Madonna konusuna da hiç girmeyelim. O da büyük talihsizlik...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
Babalar... Babalar
Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.